İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Sinema
  3. Sevgililer Gününü Yalnız Geçirenlerin İçin 11 Film
Trendlerdeki Yazı

Sevgililer Gününü Yalnız Geçirenlerin İçin 11 Film

Romantiklik, şans eseri sevgililer gününü yalnız geçiren çoğu insan için gereksizlikten ibarettir

K imine göre bir tüketim çılgınlığı, kimine göre tamamıyla gereksizlik, kimine göre mecburiyet. Yine bir sevgililer günü geldi ve milyonlarca insan bugünü yalnız geçirecek. Tahine pekmez, cipse yoğurt, pilava kuru gibi yakışan yalnızlığın beraberinde iyi gidecek birtakım filmler biliyoruz.
Yalnızlık her bireyin hoşuna gitmeyebilir, fakat herkes yaşamının belli zamanlarında yalnız kalabilir. Bunun sevgililer gününe denk gelmesi kaderin bir oyunu falan değildir, yalnızca denk gelmiştir. Endişeler paylaştıkça büyür, gerginlikler artar. En iyisi şans eseri yalnız girilen sevgiler gününü oldukça kaliteli geçirmektir.

Romantiklik, şans eseri sevgililer gününü yalnız geçiren çoğu insan için gereksizlikten ibarettir. Onlar için güzel bir restoranda akşam yemeği ve pahalı bir buket çiçek kadar manasız kasıntılara yaşama yer yoktur. Bu amaçla izleyecekleri filmlerde Romantiklik falan aramazlar. Bugün milyonlarca insan karşısındaki sevgisini anlatırken, yalnızlar günün kazananı olacaklar. Çünkü onlara ayıla bayıla izleyecekleri anti-Romantik  filmleri listeliyoruz.

Oyun (The Game):

Zengin bir bankacı, yaşamında parayla sorunu olmayan bir adam. Pahalı bir oyuna katılma fırsatı yakalar. Bu oyun yaşamına dahil olan birtakım insanların aktör, yaşanan birtakım hadiselerin sahte bulunduğu bir oyundur. Michael Douglas‘ın oyunculuğuyla ön plana çıktığı filmde oyunla gerçek birbirine karışır.

Yatağımdaki Düşman (Sleeping with the Enemy):

Berbat bir evlilikle yaşamını mahveden genç bir kadın, evlilik vaziyetinden kurtulmak için kendi ölümünü kurgular. Kocasından kaçmak için tek şansı hayattayken ölmektir. Nitekim genç bayanın mücadelesi, aşkın ne kadar sapkınlıklara yol açacağını ispatlar.

Vuvia :

Borç harç içerisinde bir yaşam süren, gamsız bir elektrikçi, eşini öldürmeye karar verir. Hatta bunu yapar. Nitekim eşi kurtulmuştur, elektrikçinin evlilikten kurtulmak için bir kadını öldürme planları suya düşer sarpa sarmaya başlar.

Gemide ve Barda:

Yönetmen Serdar Akar’ın suç, gerilim ve drama ikilisi olan Gemide ve Barda, 8 sene arayla çıkmış iki güzel filmdir. İsimlerinden de anlayabileceğiniz gibi, birbirinden tamamıyla bağımsız olan bu iki filmin ilki gemide, ikincisi de barda geçer. Akıl oyunlarıyla dolu, insanların birbirlerine ne kadar basit yalan söylediklerini ispatlar.

Ye, Dua Et, Sev (Eat, Pray, Love):

Yatağımdaki Düşman filmiyle harikalar yaratan Julia Roberts, gene benzer bir rolde, evliliğinden kurtulmaya çalışan bir kadına yaşam sağlıyor. Bu kez peşinde sapkın bir koca yok, onun yerine önünde büyük bir istiklal var. Dünyayı dolaşarak kendisini arayan bir bayanın hikayesini izliyoruz.

Anlat İstanbul:

2005 senesinde vizyona giren Anlat İstanbul, birbirinden tamamıyla bağımsız olan 5 değişik İstanbul hikayesini bizlere aktarıyor. Her bir hikâye çocukluğunuzda iz bırakan tanınmış bir masala bağlanıyor. Sadece bu hikâye ler, masallarda olduğu kadar masum değilller, o kadar.

Mustafa Hakkında Her Şey:

Gizem ve gerilim yüklü bir Türk sinema başyapıtıdır. Başarılı bir iş adamı olan Mustafa, ailesini kaybettikten sonra ciddi bir karakter değişimi yaşıyor. Bu değişim de Mustafa ile ilgili her şeyi değiştiriyor.

Görevimiz Tehlike serisi:

Bu listeye kara kuru aksiyondan daha fazlasını veren bir film koymazsak olmazdı. Bizde tek bir film yerine aksiyon sinemasının en profesyonel serisini koyduk. Ajan Ethan Hunt’ın senelere meydan okuyan mücadelesine ortak oluyoruz. Gerisini zaten bilen biliyor. Fazla bir şey söylememize gerek yok.

Kill Bill serisi:

Kill Bill, sinema tarihinin en unutulmaz serilerinden birisidir. Renkleri, yönetmenliği, oyucuları ve hikayesiyle bambaşka bir dünyanın içerisine sürükler. “Emekli bir suikastçinin intikam hikayesi” klişesi bu filmden sonra tanınmış olmuştur. John Wick yokken buralarda The Bride dolaşırdı, bilmenizi istedik.

Tabutta Rövaşata:

Fanatik Film doğrultusunda resmi olarak YouTube’de yayınlanan bu yerli film, çok tanınmış olmasa da izleyenin aklından basit çıkmaz. Mahsun isminde, Rumeli hisarı’nda yaşan evsiz bir adam, boğazda balıkçılık yaparak geçimini devam ettiren bir balıkçıyla tanışır. Ortaya “Ne yaşamlar varmış be” dedirten bir hikâye çıkar.

Her Şey Çok Güzel Olacak:

Bugünün sinemasında görmeye aşina olduğumuz AlansonYılmaz çiftinin ilk filmidir. Her ne kadar 21 sene üstünden geçmiş olsa da hala dün çekilmiş gibi izlenebilir. Kara bir komedidir, güldürür ve çok şey düşündürür. İstanbul’da metropol yaşamının darmadağın ettiği bir aile, Bodrum’a gidip tüm şeyleri toparlamak ister. Unutulmaz sahneleri ve replikleriyle, izleyene bir kez daha tavsiye ettiğimiz filmdir.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Okan Çalışkan

Bir kişinin fikirlerini çalmaya "alıntı", birçok kişinin fikirlerini çalmaya "araştırma" denir.

Yorum Yap

Yorumunuz minimum 20 karakter olmalıdır.
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen

Yorumlar (1)

  1. hep sap hemde boş durmaktansa film izlemek daha iyidir 😀