Seni Çok Bekledim’in Songül’ü Selen Domaç: Tevafuk sonucu bu dizideyim



Seni Çok Bekledim'in Songül'ü Selen Domaç: Tevafuk sonucu bu dizideyim

Star’ın yeni dizisi Seni Çok Bekledim’de Songül karakterine hayat veren Selen Domaç, ntv.com.tr’ye özel röportjında diziye nasıl katıldığını anlatırken, “Tevafuk sonucu buluştuk” dedi. Domaç, “Senaryonun daha ilk cümleleri benim uzunca bir süredir ilgilendiğim,inandığım sistemin işleyişini çok güzel bir dille anlatıyordu” diye konuştu.

Seni Çok Bekledim’de olmaya nasıl karar verdin?Diziyle buluşmanız nasıl gerçekleşti?
Tevafuk sonucu buluştuk. Senaryonun daha ilk cümleleri benim uzunca bir süredir ilgilendiğim,inandığım sistemin işleyişini çok güzel bir dille anlatıyordu. Bu da tesadüf olamazdı, fakat o sırada başka bir projenin içindeydim. Cast direktörümüz Selim beni o sırada içinde bulunduğum projeyi tebrik etmek için aradığında ona dedim ki Ben de Seni Çok Bekledim’de oynayacağım.” Biz iki ay sonra başlıyoruz, dedi ve güldü. Ben de “Hayat bu, olacağı varsa olur” dedim. Malum pandemi koşulları vs. derken diğer proje final kararı aldı ve ben iki ay sonra Seni Çok Bekledim kadrosundaydım.
Dizide Songül karakterine hayat veriyorsun. Songül içinde sırları ve entrikaları da barındırıyor. Karakterin para ve zenginlik hırsı çok fazla. Dizinin ilerleyen bölümlerinde izleyiciyi neler bekliyor?
Songül, akışın içinde kaybolmak istemiyor. Belki de büyük umutlarla geldiği İstanbul’da, zamanla solmuş olmak ve kaybolmak istemiyor. Elinden gelen her şeyi yapıyor, hem çalışıyor hem kızına sahip çıkıyor ve daha fazlasını istemeyi de kendine hak görüyor. Tek isteği çok sevdiği kocası ve kızıyla daha iyi standartlarda yaşayabilmek. Bu yüzden de hayatta birtakım riskler almaya değer diye düşünüyor. Biz de ilerleyen bölümlerde bu süreçlere tanıklık edeceğiz.
Sinema mı dizi mi diye sorsak?
Hepsinden önce tiyatro. Sinemanın tadı da bambaşka gerçekten. Fakat iyi bir işin, ekibin içindeyseniz dizi, sinema pek de fark etmiyor.
Hiç oyunculuk dışında bir meslek aklından geçti mi?
Ben oyunculuğa 9 yaşındayken İstanbul Şehir Tiyatroları’nda başladım. Babam tesadüfen Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nin önünden geçerken, Şehir Tiyatrosu’nun çocuk oyuncu yetiştirmek üzere yetenek sınavı açtığını görmüş. Ben de evde dans eden, şarkı söyleyen, taklitler yapan, neşeli ve dışa dönük bir çocuktum. Babam da bir hobisi olsun diyor ve beni sınava kaydettiriyor. O dönemden beri hep tiyatronun içindeydim. Lise döneminde bir ara başka bir mesleğim de olsa mı diye aklımdan geçirdim ama o meslek ne, hiç bilemedim.
Hayattaki en büyük ilham kaynakların, seni motive eden şeyler neler?
Biyografi okumayı çok severim. Başka insanların geçtiği yolları okumak ve bakış açılarını dinlemek bana ilham verir.
Hayatınızın dönüm noktası nedir?
Babamın beni 9 yaşında Şehir Tiyatrosu’nun açtığı sınava kaydettirmesi ve o sınavı kazanmış olmam sanırım. Çünkü bambaşka bir dünyanın kapıları açılmış oldu bana. Pek çok iyi tiyatro sanatçısı ile küçücük yaşlarda yan yana olabilme şansını yakalamış oldum ve sonrası konservatuar ile zorlu da olsa devam edebildim.
Yoğun iş temposunda kendine zaman ayırabiliyor musun?
Çok yoğun değilim ve bunu da tercih ediyorum açıkçası. Hep çalışmalıyım, çalışırsam mutlu olurum diyenlerden değilim. O yüzden mutlaka kendime yeterince zaman ayırırım. Ama bizim projemizde işe gidiyorum hissinden ziyade mutlu olduğum bir yere gidiyorum duygusunu yaşatan bir sette olduğum için de çok mutluyum.
Son zamanlarda dijital dünyada bir sürü yeni dizi yayınlanmaya başladı. Dijital dizi sektörü sence çok gelişecek mi, nasıl  bir dönüşüm olur?
Dijitale yapılan son işlerin bir kısmını takip etme fırsatım oldu. Gerçekten iştah kabartan işler de yapılmış. Bu sektör gelişiyor diye cidden sevindim. İşimizi daha kaliteli, sağlıklı ve sürdürülebilir yapabilmemiz için bu dönüşüm uzun süredir şarttı ve bu sonunda oluyor.



Kaynak Linki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.