Kız Kulesi’nin hikayesi I Kız Kulesi efsaneleri I Kız Kulesi ne zaman yapıldı



Kız Kulesi'nin hikayesi I Kız Kulesi efsaneleri I Kız Kulesi ne zaman yapıldı

İki kıtanın buluştuğu yerde, İstanbul Boğazı’nın ortasında konumlanan Kız Kulesi, 2500 yıllık tarihiyle Antik Çağ’dan Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar tüm dönemlere şahitlik etmiş. Gizemli edasıyla denizin ortasında tek başına gözcülük etmiş koca İstanbul’a. İşte İstanbul’un sembollerinden birisi olan Kız Kulesi hakkında bilinmesi gerekenler… (Hazırlayan: Serdar UZUN – serdar.uzun@ntv.com.tr)

“İstanbul deyince aklıma kuleler gelirNe zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanırAma şu Kız Kulesi’nin aklı olsaGalata Kulesi’ne varırBir sürü çocukları olur”
Ne güzel anlatmış değil mi Bedri Rahmi Eyüboğlu… İşte böylesine hayranlık uyandırır, uğruna şiirler yazdırır Üsküdar’a tatlı tatlı gülümseyen Kız Kulesi…
İstanbul’da gezilecek yerler denilince ilk akla yerlerden birisi olan Kız Kulesi, Salacak açıklarındaki küçücük bir adanın üzerine inşa edilmiştir. Hakkında anlatılan birçok efsanesi olan, Boğaz’ın insanı mest eden fotoğraflarında her zaman kendine yer bulan Kız Kulesi, bugün İstanbul’un en önemli sembollerinden biri olarak yerli ve yabancı turistler tarafından sık sık ziyaret edilen ikonik bir adres.
Şimdi gelin tarihçesinden başlayarak asırlar boyunca İstanbul’a tanıklık etmiş bu muhteşem kuleyi tüm yönleriyle birlikte tanıyalım.
İstanbul’un Üsküdar ilçesinde, Salacak açıklarında küçük bir ada üzerine inşa edilmiş olan Kız Kulesi, İstanbul Boğazı üzerinde yer alıyor.
Adres: Salacak Mevkii, Üsküdar 34668 / İstanbul
Kız Kulesi’ne gitmek için 2 farklı yol bulunuyor. 
Kız Kulesi’ne Üsküdar Salacak ve Kabataş üzerinden yapılan tekne seferleri ile ulaşabilirsiniz.
Üsküdar Salacak kalkışlı Kız Kulesi seferleri 09.00-19.00 saatleri arasında her 15 dakikada bir yapılıyor. Kabataş-Kız Kulesi seferleri ise sadece hafta sonu 10.00-18.00 saatleri arasında saat başı olarak yapılmaktadır.
Ancak şu an Covid-19 tedbirleri kapsamında Kız Kulesi geçici olarak faaliyetlerine ara vermiştir.
Geçmişi 2500 yıl öncesine dayanan bu eşsiz yapı, İstanbul’un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmişiyle, Eski Yunan’dan Bizans İmparatorluğu’na,  Bizans’tan Osmanlı’ya, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir.
Tarihi kanıtlara baktığımızda kuleden ilk olarak M.Ö. 410 yılında söz edildiğini görüyoruz. Atinalı komutan Alkibiades tarafından inşa edilen kule, Boğaz’dan geçen gemileri kontrol etmek ve vergi almak amacı ile kullanılıyormuş. İstanbul, Roma hakimiyetine geçtikten sonra Bizans İmparatoru Manuel Comnenos yapıyı taşlarla güçlendirip tam bir kule olarak tasarlatmış ve bir savunma binası haline getirmiş. Osmanlı zamanında bir kez daha restore edilen kule, mehter takımının gösterilerine sahne olmuş. Kulenin bugünkü temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. 
Tarihi boyunca birçok kez harap olup tekrar restore edilen Kız Kulesi, 1998 yılında başlayan restorasyon çalışmalarının ardından 2000 yılında turizme açıldı.
KIZ KULESİ İLE GALATA KULESİ’NİN AŞKI
Kız Kulesi’nin bir efsanesi var, üstelik o kadar romantik ki… Efsaneye göre Kız Kulesi ile Galata Kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan İstanbul Boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkını yıllarca mektuplara yazar ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul’un üflediği rüzgarı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar. Bu iki aşığın birbirlerine duydukları bu derin duygular onların yüzyıllara meydan okumasına yardımcı olmuş, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturmuşlardır.
GALATA KULESİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
LEANDROS’UN ÖLÜMSÜZ AŞKI
Bunlardan bir diğeri ise, kuleye adını da vermiş olan Leandros efsanesidir (Leander’s Tower). Aralarındaki denize meydan okuyan aşıklar Leondros ve Hero’nun hikayesi trajediyle bitecektir.
Fırtınalı bir gecede, Leondros kulede ışık yandığını görünce, sevgilisi Hero’nun kendisini çağırdığını düşünür ve denize atlar. Oysaki bu kez ışığı yakan Hero değil, aşıkların her gece gizlice buluştuğunu anlayan bir başkasıdır ve ışığı söndürüverir. Leondros, Boğazın dalgalarına gömülür; bunun acısına dayanamayan Hero ise kuleden atlayarak hayatına son verir. Efsanenin sonunda aşıklar adına kulenin olduğu yere bir deniz feneri yapılır.
YILANLA GELEN ACI SON
Kız Kulesi hakkında en bilinen hikâye, Kleopatra’nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikâyesidir. Kehanete göre; Kral’a çok sevdiği kızının 18 yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir. Kral bu kehanet üzerine, denizin ortasında bir kule yaptırır ve prensesi buraya yerleştirir. Ancak kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesinin ölümüne neden olur. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya’nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Yılanın, ölümünden sonra da prensesi rahat bırakmadığına dair söylentiler günümüze kadar ulaşmıştır. Zira bu tabutun üstünde iki delik olduğu hala anlatılır.
BATTAL GAZİ HİKAYESİ
Kız Kulesi ile ilgili olarak en sık anlatılan hikayelerin sonuncusu ise Osmanlı Dönemi’nde geçer. Hikaye; Battal Gazi’nin askerleri ile birlikte Kızkulesi’ne baskın yaptığını ve kulede saklanan hazineleri alarak, burada yaşayan Üsküdar Tekfuru’nun kızını kaçırdığını anlatır. İstanbul’u (Constantinopoli) kuşatmaya gelen Battal Gazi, kuşatmadan bir sonuç alamayınca Kız Kulesi önündeki kıyıya karargahını kurar ve yedi sene burada kalır.
Hikayeye göre, Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında bu kadar uzun süre kalmasının asıl nedeni, tekfurun kızına aşık olmasıdır. Üsküdar tekfuru, Battal Gazi’nin korkusuyla, kızını hazineleri ile birlikte kuleye kapatır. Şam seferini tamamlayarak Üsküdar’a dönen Battal Gazi, kayık ile Kız Kulesi’ne gelerek, tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar’dan atına atlayıp oradan uzaklaşır. Çokça bilinen “Atı alan Üsküdar’ı geçti” lafı bu hikayeden gelir.
Bu hikayeden zamanımıza gelen bir diğer miras da Kız Kulesi’nin ismi ile ilgilidir. Türkler, bu olaydan sonra, diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen buraya Kız Kulesi ismini vermiştir.
Kız Kulesi ziyaret saatleri 09:00 – 19:00. Kule hem müze hem restaurant olarak yılın 365 günü yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açık. 
İstanbul Boğazı’nın ortasında romantik bir akşam yemeği keyfi için kule, akşam saatlerinde de restaurant hizmeti veriyor. Kulenin en üst katında yer alan Kulede Bar, misafirlerine fix menüler sunuyor. Buraya giriş için önceden rezervasyon yaptırmanız gerekiyor.
Rezervasyonlu yolculara özel Kabataj-Kız Kulesi gidiş-dönüş için sefer bilgileri şöyle: Kalkış: 20:00, 20:45, 21:30, Dönüş: 23:00, 23:45, 00:30. Üsküdar Salacak- Kız Kulesi arası seferler ise 19:15 itibarıyla her 15 dakikada bir.
Kız Kulesi giriş ücretleri ise şöyle…
Tam 40 TL, öğrenci 20 TL.



Kaynak Linki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.